Ağla sevgili yurdum
Ağla sevgili yurdum
Çocukların hayal kırıklıkları ona alınan uçan balonun ertesi sabah uçmayı bırakması ile başlar
Geçen gün bir dostum dayattı, `İlle de gidip Fener-Galatasaray maçını seyredelim,` dedi. Ben de kıramadım dostumu gittim maçı seyrettim. Futbol maçı denilen şey dört bir yanında binlerce insanın toplandığı bir meydanda yapılıyor. Meydana, teker teker saydım, yirmi iki delikanlı çıkarılıyor. On birinin üstünde sarı kırmızı yollu yollu gömlekler, öteki on birindeyse lacivert sarı fanilalar.
Ama yirmi ikisi de kısa pantolonlu ve kocaman ayakkabılı. Meydanın iki başında iki kale var. Mesele, topu bu kale denilen direklerin arasından geçirmekmiş. Her ne hal ise, okuyucularımın çoğu bu hususta benden çok bilgili oldukları için fazla tafsilat vermeyelim. Birdenbire bir düdük öttü ve oyun başladı. Yirmi iki delikanlı kan ter içinde ha babam ha koşuyorlar. Toptan ziyade basıyorlar tekmeyi, atıyorlar çelmeyi, vuruyorlar kakmayı birbirine. Bir taraf `Topu ille de ben sokacağım sizin kaleye,` diyor; öte taraf, `Hayır bu marifeti ben göstereceğim!` iddiasında… Ne yalan söyleyeyim bu hengamede ben de heyecanlanmadım değil. Fakat benim heyecanlanmam, etraftaki binlerce seyircinin coşkunluğu yanında devede kulak kabilinden. Oyunu seyredenler ikiye bölünmüşler. Her biri kendi partisinin çocuklarını teşvik eder, düşman tarafa küfür basar bir durumda. Herkes istediğini söylüyor. Herkes bildiği gibi bağırıp çağırıyor. Ortalıkta bir söz, bir düşünce hürriyeti alabildiğine… Bu işin bir çok tarafları hoşuma gitmedi desem yalan söylemiş olurum. Muayyen bir manada demokrasiyi anlamak isteyenler Taksim Stadyumu`na gitsinler. Ben kendi payıma güzel ve berrak ve heyecanlı bir iki saat, geçirdim orada.
(Orhan Selim(Nazım Hikmet)/ Akşam 23.04.1936)
Nazım Hikmet o yıllarda Orhan Selim takma adıyla Akşam gazetesinde kaçak yazardı.
Birinin izinden yürünürse, onu geçmek mümkün değildir
Anonim
Dibini Görmeyen



